1 Şubat 2016 Pazartesi

En çok kıskanılan kadın! Tomris Uyar

Tomris Uyar edebiyata düşkün bir ailenin kızıydı. Babasının şiir kitabı, annesinin çevirileri vardı. Kökten gelen edebiyat tutkusu büyüdükçe ve eğitimini sürdürdükçe devam etti bu tutkusu. Arnavutköy kolejinde karar vermişti öykü yazmaya. Gazetecilik Enstitüsünü bitirince çeviri yapmaya başladı. Çeviri yapmasındaki amacı öykülerine başlamadan önce Türkçenin tüm kıvraklığını ve esnekliğini denemek ve hakim olmak içindi. Varlık Dergisinde çıkan Tagore'den "Şeker Bebek" edebiyat dünyasındaki ilk imzasıydı.



Sahip olunamayan kadınlardandı o...
Güvenli bir kıyı yerine, açık denizleri tercih eden bir kadındı. Hayatta sevgiden başka bir şeyin ciddiye alınmamasını düşünüyordu. Kendine ve hayatın maddi yanlarına önem vermeyen biriydi. Hatta hakkında yazılmasını hiç sevmezdi ve kendisine yazılan en derin, tutkulu ve aşk dolu şiirlere rağmen kibre, gurura kendini kaptırmamıştı. Mesela Cemal Süreye ile olan ilişkisinin ardından ikisi de yaşadıklarını yalnızca kendilerine saklayacaklar ve tek kelime bile etmeyeceklerdi...
Yazılacak bir sürü şey var daha ama sözü kısa tutup, şiirler ile Tomris'i ve üç büyük şairin aşklarının tadına varmak daha iyi olacak sanırım.

Turgut Uyar

Onun aşıkları arasından belki de en şanslı olanı Turgut Uyar'dır. Çünkü kendi deyimiyle ''uzaktan sadece hayalini kurmaktansa, yanındaki gerçek mutluluğu kelimelendiremese de olur bahtlılığı''  onunki. 
Şu dizeleri yazmıştır biricik karısına:

Herkes seni sen zanneder.
Senin sen olmadığını bile bilmeden,
Sen bile
Seni ben geçerken
Derim ki,
Saati sorduklarında;
Onu ''O'' geçiyordur
Kimse anlam veremez.
Tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
Ettirmek istiyor musun demezler.
Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
Zamanı durdururum yüreğimde,
Sensiz geçtiği için,
Akrep yelkovana küskündür.
Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
Bil ki akrep yelkovanı geçerse,
Atan bu yüreğim durur.
Bırak bozuk kalsın, hiç değilse
Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

Tomris ise böyle anlatırdı Turgut Uyar'ı; "Turgut, her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım."

Cemal Süreya

Tomris Uyar'ın bir diğer aşığı ise ünlü şair Cemal Süreya'dır. 
Tanıştıkları dönemde ikisi de evliydi aslında hatta aşkları için eşlerinden bile boşanmışlardı. Tomris kolej aşkından Ülkü Tamer'den boşanmıştı onun için. 
Cemal Süreya şu dizeleri yazmıştı Tomris için;

Ay ışığında oturduk 
Bileğinden öptüm seni
Sonra ayakta öptüm
Dudağından öptüm seni
Kapı aralığında öptüm
Soluğundan öptüm seni
Bahçede çocuklar vardı
Çocuğundan öptüm seni
Evime götürdüm yatağımda
Kasığından öptüm seni
Başka evlerde karşılaştık
İliğinden öptüm seni
En sonunda caddelere çıkardım
Kaynağından öptüm seni
Başka dizelerinde ise nasıl umutsuzca aşık olduğunu anlatmıştır hep.
Daha nen olayım isterdin
Onursuzunum senin!

Tomris ise böyle anlatmıştı Cemal'le olan aşkını ''Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana sahip olunamazdı." 'Senden ayrıldığım anda, senin hakkında, hikayen hakkında sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim, benim ağzımdan kimse duymayacak' dedi ve doğrusu hiç yazmadı.
Cemal Süreya'yla olan bir anısını da böyle anlatmıştı Tomris;
Her akşam işten çıkıp şıp diye eve damlıyordu Cemal Süreya. Bir gün Tomris Uyar, 'biraz gez dolaş arkadaşlarınla falan buluş' dedi. Ertesi gün geç geldi Cemal Süreya, daha ertesi gün de, hep geç geldi. Bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan Tomris, apartmanın girişinde oturan Cemal’i gördü ve gerçek ortaya çıktı. Her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup ‘gecikiyordu’ Cemal Süreya… Tomris Uyar tarafından durumun adı derhal kondu: Şahsiyet Rötarı…

Edip Cansever

Edebiyat dünyasının da çok iyi bildiği bir gerçek Edip Cansever'in Tomris Uyar'a olan hayranlığıdır. Her yıl Mart'ın 15'inde (Tomris Uyar'ın doğum günü) bir şiir yayınlayarak hayranlığını her yıl bıkmadan usanmadan anlatmıştır şiirlerinde. 
Şu dizeleri yazmıştır onun için; 

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle 
Ve yarışırsa ancak Monet'nin 
Kadınlarına yaraşan giysilerinle
Gördüm de
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
BirOTEL kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
Bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
Öyle kısaydı ki adımların
Şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
Ölçülür ve denk düşerdi ancak
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Yok bir yanıtın ''nereye'' diyenlere
Bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
Ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
Hani Etiler'den Hisar'a insek bile
Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
Çok yaşında her zamanki çocuksun gene
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Mart ayında patlıcan, ağustosta karnabahar
Mutfağın mutfak olalı böyle
Bir adın vardı senin, Tomris Uyar'dı
Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene
Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
Oysa güneş pek batmadı senin evinde
Söyle
Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.

Edip Cansever içinse şunları söylemişti Tomris Uyar:
''Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana."

On öykü derlemesinden Yürekte Bukağı ile 1979Yaza Yolculuk ile 1986 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. 60’ı aşkın çevirisi kitaplaşan Uyar’ın günlükleri, “Gündökümü” genel başlığı altında, yayımlandı. 
4 Temmuz 2003'de kanser nedeniyle yaşamını yitiren öykücü, yazar ve sevgi insanı Tomris Uyar'ı sevgiyle selamlarız...
 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder