ilişkilere inanmıyorum. insanlara güvenmediğim gibi. günümüzde insanların pek azının gerçekten mantıklı, sağlıklı bir ilişki yaşadıklarına adım kadar eminim. geri kalanların hepsi bozuk bir ilişkinin kölesi olup hayatlarına, adına mutluluk dedikleri bu benim -adını koyamayacağım- saçmalıklarla devam ediyorlar. sözde mutlu oluyorlar, mutlu olduklarını sanıyorlar. hele ki bazıları her an birine aşık olup, her an biriyle sevgili olabilecek potansiyele sahipler. ilginç ve anlamsız.
çok şey yaşadım, gözlerimle gördüm. ya da çok yakınlarından işittim. en ufak yaşta başlayan ilişkilerden de, yaşıtlarımın yaşamış olduğu ilişkilerden de, orta yaşlarda evlilikle süren ilişkilerden de, yaşlı insanların arasındaki ilişkilerden de haberim var. hepsinden bir parça yaşanmışlığım, görmüşlüğüm var. mantıksız ve saçma ilişkilerden nefret etmek bir yana dursun iğrenen bir insan olarak hep bana denk gelir salak saçma şeyler. orta yaşlı olup; karısını aldatan tanıdık abi, kocasını aldatan tanıdık abla. gözlerimle görüyorum bunları, iğrençliği anlayabiliyorsunuzdur. ve susmak zorunda kalıyorsunuz, hem de çok fazla susmak zorunda. karısını başkasıyla aldatan arkadaş babası, kocasını başka adamla altadan arkadaş annesi. bunlar bilmek zorunda olmak, hatta bunlara şahit olmak zorunda olmak çok üzücü.
henüz liseye gidiyordum. ve deliler gibi aşıktım, onun da bana aşık olduğundan emindim. o kadar çok seviyordum ve bağlıydım ki ona her saniye konuşsam da, yanında olsam da sıkılmayacağımı biliyordum. gözüm başka hiçbir kimseyi görmüyordu. farklı okullarda okuyorduk ve benim dersim ondan önce bitiyordu. ben dersten çıkınca, onun okuluna gidip dersten çıkış saatini bekliyordum. o da çıkınca evine bırakıp eve dönüyordum. okuldan sonra 4 gibi kursa gidiyordu. kurstan çıkacağı zaman gidip kursun kapısında bekliyor, çıkınca onu alıyordum, birlikte bir şeyler yiyorduk ve onu evine bırakıp tekrar eve dönüyordum. bu ilişkide genelde bütün fedakarlıkları ben yapıyordum. istediği çoğu şeye mantık çerçevesinde izin veriyordum. anlayacağınız sıkmamaya çalışıyordum. bir kadını hayatının merkezine koymak neyse onu o şekilde görüyordum. o yaşlarda onsuz olmayı düşünmüyordum bile. evlenme hayalleri kuruyorduk, bununla mutluluğumuza mutluluk katıyorduk. deli divaneydik. bir süre her şey çok güzeldi. uzun uzun anlatmayacağım ama sonunda ne oldu biliyor musunuz? benim merkez noktam, beni aldattı. benim gözüm ondan başkasını görmezken, o benden başka bir bedene bıraktı kendini. acımı anlayabiliyor musunuz?
ondan sonraki yaşadığım tüm ilişkilerde hiçbir zaman tam anlamıyla sevemedim. aslında sevmekte istemedim. ama bir şeyler olsun diye denedim. çok kişiyi de almadım zaten hayatıma. kimseye bana yaşatılanı yaşatmak istemedim. çünkü sevmek artık kolay değildi ve bir yalan üzerine ilişkiye devam etmek bana mantıklı gelmiyordu. gerçekten bir şeyler hissedebildiğim insanlara açıyordum kapımı, olmuyorsa mantıklı bir şekilde konuşarak son veriyorduk. bir ilişkiye yok yere devam etmeye gerek yok.
şimdi yaşanılan aşklara bakıyorum, bugün birbirleri için ölüp bitenler yarın bir başkası için ölüp bitebiliyor. ben bunları gerçekten anlamıyorum. ben çok mu derin düşünüyorum, aslında olması gereken o şekilde yaşamak mı bilmiyorum. yaşadığım sevginin, aşkın izlerini senelerce ilk günkü gibi taşıyorum. ne kadar bitmiş olsa da saygıyla anıyorum. ben duygularımı bu kadar yoğun yaşarken insanların bu kadar cıvık ilişkiler yürütmesi benim aşka, sevgiye olan inancımı zedeliyor. çünkü benim dünyamda düşlediğim ve yaşadığım aşk, sevgi bu kadar basit değil.
aşk ile…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder